Belirsiz alacak davası, alacaklının dava açarken alacağının miktarını tam ve kesin olarak belirleyemediği durumlarda başvurabildiği bir dava türüydü. Alacaklı, hukuki ilişkiyi açıklayıp başlangıçta asgari bir tutar belirterek dava açabiliyor; miktar yargılama sırasında ortaya çıktığında talebini kesinleştirebiliyordu.
Ancak 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun ile belirsiz alacak davasını düzenleyen HMK 107 kaldırılmıştır. Bu tarihten önce açılmış belirsiz alacak davalarında eski hükümler uygulanmaya devam eder. Yeni davalarda ise alacağın niteliğine göre tam eda davası veya kısmi dava değerlendirilir; kısmi davada talep artırımı için getirilen yeni düzenleme önem taşır.
Belirsiz Alacak Davası Nedir?
Belirsiz alacak davasında belirsizlik, alacaklının kime karşı hangi hukuki ilişkiye dayanarak talepte bulunduğuna değil, alacağın miktarına veya değerine ilişkindi. Örneğin zararın hesaplanabilmesi için sağlık raporunun, karşı tarafın kayıtlarının veya teknik incelemenin gerekli olduğu durumlarda bu dava türü gündeme gelebiliyordu.
Bu dava, alacağın varlığını ispatlama yükümlülüğünü ortadan kaldırmıyordu. Davacı yine alacağını doğuran olayları açıklamak ve delillerini sunmak zorundaydı. Borçlunun borcu inkâr etmesi veya tarafların farklı hesap yapması da tek başına alacağın belirsiz olduğu anlamına gelmiyordu.
Belirsiz Alacak Davası Kaldırıldı mı?
7589 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. Değişiklik, Kanun’un yayımlandığı 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Dolayısıyla bugün açılacak yeni bir davanın, eski HMK 107’ye dayanılarak belirsiz alacak davası şeklinde hazırlanması güncel düzenlemeye uygun değildir.
Aynı Kanun’un geçici hükmü, kaldırılma tarihinden önce açılan davaları korumaktadır. Bu dosyalarda HMK 107 uygulanmaya devam eder. Davanın hangi kurallara tabi olduğunu belirlerken alacağın doğduğu tarihle birlikte davanın açıldığı tarihin de kontrol edilmesi gerekir.
| Durum | Uygulanacak temel yaklaşım |
|---|---|
| 31 Temmuz 2026’dan önce açılmış belirsiz alacak davası | Eski HMK 107 uygulanmaya devam eder. |
| 31 Temmuz 2026 ve sonrasında açılacak yeni dava | Tam eda veya koşulları varsa kısmi dava değerlendirilir. |
| Kısmi davada talep artırılması | HMK 109/4’teki yeni düzenleme dikkate alınır. |
Belirsiz Alacak Davasının Şartları Nelerdi?
Eski düzenlemeye göre dava açıldığı tarihte alacağın miktarını tam ve kesin olarak belirlemek davacıdan beklenememeli veya bunun yapılması imkânsız olmalıydı. Davacının yalnızca hesaplama yapmamış olması, yeterli araştırmayı yapmaması ya da daha düşük başlangıç harcı ödemek istemesi bu şartı karşılamıyordu.
Davacı ayrıca hukuki ilişkiyi ve asgari talep miktarını açıklamalıydı. Bu koşullar, değişiklikten önce açılmış ve hâlen devam eden davalar bakımından önemini korur. Dilekçeye “belirsiz alacak davası” yazılması tek başına yeterli değildir; davanın açıldığı tarihteki belirsizliğin somut olay üzerinden açıklanması gerekir.
Devam eden eski dosyalarda değerlendirilmesi gereken başlıca hususlar şunlardır:
- Alacağın dava açılırken hesaplanıp hesaplanamayacağı.
- Gerekli bilgi ve belgelerin kimde bulunduğu.
- Davacının bu bilgilere ulaşma imkânı.
- Miktarın belirlenmesi için gereken incelemeler.
- Dilekçede açıklanan hukuki ilişki ve talep sonucu.
Hangi Alacaklarda Belirsiz Alacak Davası Gündeme Geliyordu?
Belirsiz alacak davası özellikle bazı işçilik alacakları, bedensel zarar tazminatları ve miktarın karşı tarafın kayıtlarıyla belirlenebildiği uyuşmazlıklarda kullanılıyordu. Ancak her işçilik alacağının veya her tazminat talebinin otomatik olarak belirsiz olduğu kabul edilmiyordu. Her alacak kalemi kendi özelliklerine göre inceleniyordu.
Güncel düzenlemede de miktarın hesaplanabilmesi için delil toplanması ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi yapılması mümkündür. HMK 107’nin kaldırılması, miktarı baştan hesaplanamayan alacakların talep edilemeyeceği anlamına gelmez. Değişiklik, davanın hangi usulle açılacağı ve talebin nasıl artırılacağı bakımından sonuç doğurur.
Belirsiz Alacak Davası ile Kısmi Dava Arasındaki Fark
Belirsiz alacak davasında, başlangıçta geçici bir miktar belirtilerek alacağın tamamı dava konusu yapılıyordu. Kısmi davada ise bölünebilir bir alacağın yalnızca belirli bir kısmı talep edilir. Eski uygulamada bu ayrım, talep artırımı ve zamanaşımı bakımından önemli farklılıklara yol açıyordu.
2026 değişikliğiyle HMK 109’a eklenen dördüncü fıkra, kısmi davada talep artırımı bakımından yeni bir imkân getirmiştir. Buna göre talep, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere, tahkikat sona erene kadar iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmadan artırılabilir. Bu şekilde artırılan kısım için zamanaşımı da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.
| Karşılaştırma | Eski belirsiz alacak davası | Güncel kısmi dava |
|---|---|---|
| Başlangıçtaki talep | Alacağın tamamına yönelik geçici miktar | Alacağın belirli bir kısmı |
| Özel koşul | Miktarın tam ve kesin belirlenememesi | Talep konusunun bölünebilir olması |
| Artırım usulü | Devam eden eski dosyalarda HMK 107 | HMK 109/4 kapsamında bir defalık artırım |
| Zaman sınırı | Hâkimin tahkikat bitmeden vereceği kesin süre | Tahkikat sona erene kadar |
Alacak Davası Nasıl Açılır ve Talep Nasıl Artırılır?
Yeni bir alacak davasında önce alacağın kaynağı, miktarı, görevli ve yetkili mahkeme ile varsa dava şartı arabuluculuk belirlenmelidir. Dava dilekçesinde olaylar, her bir alacak kalemi, deliller, talep edilen tutar ve faiz istemi açıkça gösterilmelidir. Alacağın tamamı hesaplanabiliyorsa tam eda davası; koşulları uygunsa kısmi dava tercih edilebilir.
Kısmi davada miktar netleştiğinde HMK 109/4 kapsamında artırım dilekçesi sunulabilir. Artırılan tutar açıkça belirtilmeli ve gerekli harç tamamlanmalıdır. Bir defalık artırım imkânının kullanılması, hesaplamanın ve rapora yönelik itirazların dikkatle değerlendirilmesini gerektirir. Miktar artırımı, daha önce ileri sürülmemiş farklı bir alacak kaleminin kendiliğinden davaya eklenmesi anlamına gelmez.
Alacağın miktarından ayrı olarak, varlığının nasıl ispatlanacağı da değerlendirilmelidir. Yazılı belge bulunmayan uyuşmazlıklar için senetsiz alacak nasıl ispatlanır? başlıklı yazımız incelenebilir.
Devam Eden Belirsiz Alacak Davalarında Talep Artırma Süresi
31 Temmuz 2026’dan önce açılmış belirsiz alacak davalarında, alacak miktarı tam ve kesin olarak belirlenebilir hâle geldiğinde eski HMK 107/2 uygulanır. Bu düzenlemeye göre hâkim, tahkikat sona ermeden davacıya iki haftalık kesin süre verir. Davacı bu sürede geçici talebini tam ve kesin hâle getirebilir.
Bu işlem, HMK 107 kapsamında talebin kesinleştirilmesidir ve ıslahla aynı işlem değildir. Verilen kesin süre içinde talep kesinleştirilmezse dava, mevcut talep sonucu üzerinden görülüp karara bağlanır. Bu nedenle eski dosyalarda mahkemenin ara kararları ve süreye ilişkin bildirimler takip edilmelidir.
Alacak Davasında Zamanaşımı ve Faiz Nasıl Değerlendirilir?
Güncel HMK 109/4 kapsamında yapılan artırımda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da davanın açıldığı tarihte kesilmiş sayılır. Ancak bu düzenleme, dava açılmadan önce zamanaşımına uğramış bir alacağı kendiliğinden yeniden talep edilebilir hâle getirmez. Alacağın türüne göre süre, başlangıç tarihi ve kesilme nedenleri ayrıca incelenmelidir. Ayrıntılar için alacak davasında zamanaşımı süreleri yazımıza başvurabilirsiniz.
Zamanaşımının kesilmesi ile faizin başlangıcı farklı konulardır. Faiz; alacağın kaynağına, temerrüde, özel kanun hükümlerine ve talebe göre belirlenir. HMK 109/4’teki zamanaşımı kuralından hareketle artırılan tutarın tamamına her durumda dava tarihinden faiz uygulanacağı söylenemez. Ayrıca 7589 sayılı Kanun, çalışma gücü kaybı ve destekten yoksun kalma tazminatlarında faiz bakımından da özel değişiklikler getirmiştir; bu hükümler olay tarihiyle birlikte değerlendirilmelidir.
Alacak Davası Açılırken Yapılan Hatalar
Başlıca hata, güncel mevzuat kontrol edilmeden eski bir belirsiz alacak dava dilekçesinin kullanılmasıdır. Dava türünün yanlış belirlenmesi, alacak kalemlerinin birbirinden ayrılmaması, faiz isteminin eksik bırakılması veya zorunlu arabuluculuğun tamamlanmaması usule ve talebin kapsamına ilişkin sorunlar doğurabilir.
Bir diğer hata, bilirkişi raporunda hesaplanan miktarın mahkeme tarafından kendiliğinden hükmedileceğini düşünmektir. Talep sonucu ve artırım işlemleri takip edilmelidir. Davanın hazırlanmasında dava tarihi, alacağın türü, uygulanacak geçiş hükmü ve talep artırma imkânı birlikte değerlendirilmelidir.
Kaynaklar
- TBMM — 7589 sayılı Kanun metni: HMK 107’nin kaldırılması, HMK 109/4, faiz değişiklikleri ve geçiş hükümleri.
- TBMM — 7589 sayılı Kanunun kabul ve yayım bilgileri: 16 Temmuz 2026 kabul ve 31 Temmuz 2026 Resmî Gazete yayım tarihi.
- Adalet Bakanlığı UYAP — HMK 107 uygulamasına ilişkin karar: Önceki düzenlemede talebin kesinleştirilmesi ve iki haftalık kesin süre.
