Faturaya dayalı alacak davası, satılan malın veya sunulan hizmetin bedelinin ödenmemesi üzerine alacaklının borçludan ödeme talep etmesi amacıyla açılır. Ancak faturanın düzenlenmiş olması, her durumda faturada yazılı tutarın kesin olarak borçlu bulunduğunu göstermez. Alacaklının malı teslim ettiğini veya hizmeti yerine getirdiğini de ispatlaması gerekebilir.
Dava açılmadan önce faturanın dayandığı sözleşme, sipariş, teslim belgesi, yazışmalar ve ödeme kayıtları birlikte incelenmelidir. Uyuşmazlık ticari nitelikteyse dava öncesinde zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekir. Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa son tutanakla birlikte görevli mahkemede alacak davası açılabilir.
Fatura Tek Başına Alacağın Varlığını İspatlar mı?
Fatura, mal veya hizmet bedelini gösteren önemli bir ticari belgedir; ancak kural olarak tek başına sözleşmenin kurulduğunu ve faturadaki malın teslim edildiğini veya hizmetin eksiksiz yerine getirildiğini kesin biçimde kanıtlamaz. Özellikle borçlu, taraflar arasında böyle bir ticari ilişki bulunmadığını veya malı teslim almadığını savunursa faturayı destekleyen başka delillerin sunulması gerekir.
Alacaklı; sözleşme, sipariş formu, sevk irsaliyesi, teslim tutanağı, hizmet kabul belgesi, e-posta, mesaj, banka kaydı ve ticari defter gibi delillerle faturanın dayandığı ilişkiyi ispatlayabilir. Fatura ile diğer belgelerin tarih, miktar, ürün, hizmet ve taraf bilgileri bakımından birbiriyle uyumlu olması alacağın ispatını kolaylaştırır.
| Belge | İspatlanmasına yardımcı olduğu husus |
|---|---|
| Fatura veya e-fatura | Talep edilen bedel ve fatura içeriği |
| Yazılı sözleşme | Tarafların yükümlülükleri ve ödeme şartları |
| Sipariş formu | Mal veya hizmet talebi |
| Sevk irsaliyesi | Malın sevk edilmesi |
| İmzalı teslim belgesi | Malın teslim alınması |
| Hizmet kabul tutanağı | Hizmetin yerine getirilmesi |
| E-posta ve mesajlar | Ticari ilişki, sipariş ve borç ikrarı |
| Banka kayıtları | Kısmi ödeme ve taraflar arasındaki ödeme ilişkisi |
| Ticari defterler | Alacağın tarafların kayıtlarındaki durumu |
Borçlunun faturayı ticari defterine kaydetmiş olması da önemli bir delil olabilir. Bununla birlikte yalnızca tek tarafın defterindeki kayıt her durumda kesin sonuç doğurmaz. Defterlerin usulüne uygun tutulup tutulmadığı, karşı tarafın defterlerinde aynı kaydın bulunup bulunmadığı ve diğer belgelerle çelişip çelişmediği mahkeme tarafından değerlendirilir.
Dava Açmadan Önce Hangi Belgeler Toplanmalıdır?
Dava öncesinde yalnızca faturaların değil, ticari ilişkinin başlangıcından ödeme talebine kadar meydana gelen bütün işlemlerin belgeleri toplanmalıdır. Faturanın borçluya hangi tarihte ve hangi yöntemle ulaştığı, ödeme vadesi, yapılan kısmi ödemeler ve borçlunun itirazları belirlenmelidir.
Belgeler incelenirken faturadaki unvan, vergi numarası, mal veya hizmet açıklaması, miktar, tarih ve ödeme şartları kontrol edilmelidir. Fatura yanlış şirkete düzenlenmişse, malı teslim alan kişi yetkisizse veya sözleşmedeki bedel ile fatura arasında fark varsa dava açılmadan önce bu sorunların açıklığa kavuşturulması gerekir.
Dava öncesinde toplanabilecek başlıca belgeler şunlardır:
- Yazılı satış, hizmet veya eser sözleşmesi
- Teklif ve sipariş formları
- Fatura, e-fatura veya e-arşiv fatura
- Sevk ve taşıma irsaliyeleri
- İmzalı teslim veya hizmet kabul tutanakları
- Kargo ve lojistik kayıtları
- E-posta ve ticari mesajlaşmalar
- KEP üzerinden yapılan bildirimler
- Banka hesap hareketleri ve kısmi ödeme dekontları
- Cari hesap ekstreleri
- Mutabakat yazıları
- Borç ikrarı içeren belge veya mesajlar
- Noter ihtarnamesi ve tebliğ belgesi
- Ticari defter ve e-defter kayıtları
- Arabuluculuk son tutanağı
Borçlu daha önce kısmi ödeme yapmış, cari hesap mutabakatını imzalamış veya borcun ödenmesi için süre istemişse bu belgeler alacağın kabul edildiğini gösterebilir. Özellikle “şu tarihte ödeyeceğim” şeklindeki yazışmaların kimin tarafından gönderildiği ve hangi faturaya ilişkin olduğu açıkça belirlenmelidir.
Fatura Alacağı İçin Arabuluculuk Zorunlu mu?
Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari alacak ve tazminat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır. Tarafların tacir olması ve alacağın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması hâlinde faturaya dayalı alacak davası çoğunlukla ticari dava niteliğindedir.
Zorunlu arabuluculuğa başvurulmadan doğrudan dava açılırsa dava, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilebilir. Başvuru adliyelerdeki arabuluculuk bürosuna yapılır. Taraflar anlaşamazsa arabulucu son tutanağı düzenler ve bu belge alacak davası dilekçesine eklenir.
Arabuluculuk başvurusunda şu bilgiler açıkça belirtilmelidir:
- Alacaklı ve borçlunun unvanı
- Tarafların vergi veya kimlik numaraları
- Uyuşmazlığa konu faturaların tarih ve numaraları
- Asıl alacak tutarı
- Talep edilen faiz ve başlangıç tarihi
- Varsa kısmi ödemeler
- Sözleşme veya teslim bilgileri
- İstenen toplam ödeme
Arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. Buna rağmen başvurunun zamanaşımının son günlerine bırakılmaması gerekir. Başvuruya dâhil edilmeyen bir alacak kaleminin daha sonra açılacak davada dava şartı bakımından sorun oluşturması mümkündür.
Faturaya Dayalı Alacak Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme
Faturaya dayalı uyuşmazlık ticari dava niteliğindeyse görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir. Bir yerde ayrı asliye ticaret mahkemesi bulunmuyorsa davaya asliye hukuk mahkemesi, asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla bakabilir. Fatura bedelinin az veya yüksek olması, ticari davadaki temel görev kuralını değiştirmez.
Bununla birlikte her fatura uyuşmazlığı asliye ticaret mahkemesinde görülmez. Mal veya hizmeti ticari ya da mesleki olmayan amaçla edinen tüketiciyle satıcı veya sağlayıcı arasındaki uyuşmazlıklarda tüketici mahkemesi görevli olabilir. Tarafların ve işlemin ticari niteliği bulunmuyorsa genel görevli asliye hukuk mahkemesi gündeme gelebilir.
Yetkili mahkeme kural olarak davalının yerleşim yerindeki mahkemedir. Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yerde de açılabilir. Tarafların geçerli bir yetki sözleşmesi yapmış olması hâlinde yetkili mahkeme buna göre belirlenebilir; ancak yetki sözleşmesinin geçerliliği tarafların tacir veya kamu tüzel kişisi olup olmadığı gibi şartlara bağlıdır.
Yetkisiz veya görevsiz mahkemede dava açılması yargılamanın uzamasına ve ek masraf doğmasına neden olabilir. Bu nedenle faturanın varlığından önce tarafların sıfatı, asıl sözleşmenin niteliği, borcun ifa yeri ve varsa yetki şartı kontrol edilmelidir.
Alacak Davası Dilekçesi Nasıl Hazırlanır?
Dava dilekçesinde tarafların bilgileri, ticari ilişkinin nasıl kurulduğu, hangi malın teslim edildiği veya hangi hizmetin sunulduğu ve fatura bedelinin neden ödenmediği kronolojik biçimde açıklanmalıdır. Faturaların tarihleri, numaraları, vadeleri ve tutarları ayrı ayrı gösterilmelidir.
Alacaklı, asıl alacağın yanında faiz talep ediyorsa uygulanacak faiz türünü ve faizin başlangıç tarihini açıkça belirtmelidir. Kısmi ödeme yapılmışsa bu miktar mahsup edilmeli; dava yalnızca kalan alacak üzerinden açılmalıdır. Dilekçedeki talep sonucu açık değilse mahkemenin hangi miktar hakkında karar vereceği konusunda sorun yaşanabilir.
Faturaya dayalı alacak davası dilekçesinde şu bölümler bulunmalıdır:
- Görevli ve yetkili mahkemenin adı
- Davacı ve davalının unvanı ile adresleri
- Dava değeri
- Ticari ilişkinin ve sözleşmenin açıklanması
- Malın teslim veya hizmetin yerine getirilme bilgileri
- Faturaların tarih, numara ve tutarları
- Ödeme vadesi ve temerrüt tarihi
- Varsa faturaya yapılan itirazlar
- Kısmi ödemeler ve kalan borç
- Arabuluculuk başvurusunun sonucu
- Deliller
- Asıl alacak ve faiz talebi
Dava nispi harca tabi olduğundan dava açılırken talep edilen miktar üzerinden harç ve gider avansı yatırılır. Alacağın tam tutarı belirlenebiliyorsa belirsiz alacak davası yerine miktarın açıkça gösterilmesi gerekir. Ancak alacağın miktarının davacı tarafından başlangıçta tam ve kesin olarak belirlenemediği istisnai durumlarda dava türü ayrıca değerlendirilmelidir.
E-Fatura, Ticari Defter ve Teslim Belgelerinin Delil Değeri
E-fatura yeni ve farklı bir belge türü değildir; kâğıt faturayla aynı hukuki niteliklere sahiptir. Faturanın elektronik ortamda düzenlenmesi, alacağın kendiliğinden ispatlandığı anlamına gelmez. E-faturanın gönderildiğine ve alıcının sistemine ulaştığına ilişkin kayıtlar, fatura içeriğinin karşı tarafa iletildiğini göstermesi bakımından önemlidir.
Borçlu malın teslim edilmediğini veya hizmetin sunulmadığını savunuyorsa e-faturanın teslim belgeleriyle desteklenmesi gerekir. Sistem yanıtları, e-fatura senaryosu, iptal veya ret kayıtları, KEP yazışmaları ve ticari defter kayıtları birlikte incelenebilir. E-fatura veya e-arşiv faturanın doğruluğu, gerekli durumlarda Gelir İdaresi Başkanlığının belge doğrulama sisteminden de kontrol edilebilir.
Ticari defterlerin sahibi lehine delil oluşturabilmesi için kanuna uygun biçimde tutulması, açılış ve kapanış onaylarının yapılmış olması ve kayıtların birbirini doğrulaması gerekir. Mahkeme tarafların defterlerini resen veya talep üzerine inceletebilir. Usulüne uygun olmayan ya da kendi içinde çelişen kayıtlar, defter sahibinin lehine delil oluşturmayabilir.
Sevk irsaliyesi veya teslim tutanağındaki imzanın kime ait olduğu da önemlidir. Belgeyi imzalayan kişinin borçlu şirketin çalışanı, temsilcisi veya teslim almaya yetkili kişisi olup olmadığı araştırılabilir. Teslim belgesi bulunmuyorsa taşıma kayıtları, depo girişleri, sonraki satışlar, yazışmalar ve tanık anlatımları gibi diğer deliller değerlendirilebilir.
Faturaya İtiraz Edilmesi veya Faturanın Ödenmemesi
Türk Ticaret Kanunu’na göre faturayı alan kişi, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriğine itiraz etmezse fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu düzenleme fatura içeriği bakımından alacaklı lehine bir karine meydana getirir. Ancak faturaya itiraz edilmemiş olması, temel sözleşmenin veya mal tesliminin her durumda kesin olarak kanıtlandığı anlamına gelmez.
Faturaya süresinde itiraz edilmişse alacak tamamen ortadan kalkmaz. İtiraz; faturadaki miktar, ürün, hizmet, vade veya başka bir kayda yönelik olabilir. Alacaklı, itiraza rağmen sözleşmeyi yerine getirdiğini ve bedelin ödenmesi gerektiğini diğer delillerle ispatlayarak dava açabilir.
Faturaya itirazda şu hususlar belirtilmelidir:
- İtiraz edilen faturanın tarih ve numarası
- Faturanın hangi tarihte alındığı
- Faturanın tamamına mı yoksa bir kısmına mı itiraz edildiği
- İtirazın miktar, mal, hizmet veya vade yönünden olup olmadığı
- Malın teslim edilmediği veya ayıplı olduğu iddiası
- Hizmetin hiç ya da gereği gibi yerine getirilmediği iddiası
- Sözleşmeye aykırı fiyatlandırma
- Daha önce yapılmış ödeme veya mahsup
- Faturanın yanlış kişiye ya da şirkete düzenlenmesi
İtirazın ispatlanabilir bir yöntemle yapılması önemlidir. Noter ihtarnamesi, KEP veya teslimi doğrulanabilen yazılı bildirim kullanılabilir. Elektronik sistem üzerinden yapılan ret veya iptal işleminin uyuşmazlığın bütün hukuki yönlerini kapsayıp kapsamadığı ayrıca incelenmeli; yüksek tutarlı uyuşmazlıklarda ayrıntılı yazılı itiraz yapılmalıdır.
Zamanaşımı, Faiz ve İcra Takibi Seçenekleri
Fatura alacağının zamanaşımı süresi faturanın kendisine göre değil, alacağın dayandığı temel hukuki ilişkiye göre belirlenir. Özel bir süre bulunmuyorsa genel zamanaşımı süresi on yıldır. Eser sözleşmesi, dönemsel ödeme veya kanunda özel olarak düzenlenmiş başka bir alacak söz konusuysa beş yıllık ya da farklı bir süre uygulanabilir.
Süre kural olarak alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren başlar. Faturanın düzenlenme tarihi ile ödeme vadesi aynı olmayabilir. Birden fazla fatura varsa her faturanın vadesi ve zamanaşımı ayrı ayrı hesaplanmalıdır. Faturanın daha sonra ticari deftere kaydedilmesi veya alacağın devredilmesi süreyi kendiliğinden yeniden başlatmaz.
Taraflar ödeme tarihini kararlaştırmışsa borçlu bu tarihte ödeme yapmamakla şartlarına göre temerrüde düşebilir. Ticari işletmeler arasındaki mal ve hizmet tedariklerinde Türk Ticaret Kanunu’nun özel temerrüt hükümleri uygulanabilir. Ödeme tarihi kararlaştırılmamışsa faturanın veya eş değer ödeme talebinin alınması ve kanundaki sürelerin dolması önem taşır.
Alacaklı, doğrudan alacak davası açmak yerine genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi de başlatabilir. Borçlu ödeme emrine süresinde itiraz ederse takip durur ve alacaklı itirazın iptali veya şartları varsa itirazın kaldırılması yoluna başvurabilir. Takip ve itiraz süreci hakkında İcra ve İflas Kanunu ile borca itiraz hükümleri birlikte değerlendirilmelidir.
| Hukuki yol | Temel özellik |
|---|---|
| Noter veya KEP ihtarı | Ödeme talebini ve şartlarına göre temerrüdü belgelendirir. |
| Zorunlu arabuluculuk | Ticari para alacağı davalarında dava şartıdır. |
| İlamsız icra takibi | Borçlu itiraz etmezse takip kesinleşebilir. |
| İtirazın iptali davası | İtirazla duran takibin devamını amaçlar. |
| Alacak davası | Alacağın mahkeme kararıyla hüküm altına alınmasını sağlar. |
| İhtiyati haciz | Şartları varsa borçlunun mal varlığını geçici olarak güvence altına alabilir. |
Faturaya dayalı alacaklarda hangi yolun seçileceği borçlunun ödeme gücüne, elindeki delillere, faturaya itiraz edilip edilmediğine ve alacağın muacceliyet durumuna göre belirlenmelidir. Özellikle borçlunun mal kaçırma veya ödeme güçlüğüne düşme ihtimali varsa dava ve takip öncesinde ihtiyati haciz şartlarının bulunup bulunmadığı da incelenebilir.
