HMK, özel hukuk uyuşmazlıklarının mahkemelerde hangi usulle çözüleceğini düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun kısaltmasıdır. Bir hakkın hangi kanunda düzenlendiğinden çok, bu hakkın mahkemede nasıl ileri sürüleceğini ve yargılamanın nasıl yürütüleceğini belirler.
Dava dilekçesinin içeriği, görevli ve yetkili mahkemenin belirlenmesi, delillerin sunulması, duruşmalar, süreler ve kanun yolları HMK kapsamında düzenlenir. Bu kurallara uyulmaması, haklı bir talebin usul hatası nedeniyle reddedilmesine veya delillerin incelenememesine yol açabilir.
HMK Nedir ve Amacı Nedir?
Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun yerine kabul edilmiş ve 1 Ekim 2011 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Güncel 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hukuk mahkemelerinde uygulanacak yargılama kurallarını sistematik biçimde düzenlemektedir.
HMK’nın temel amacı, özel hukuk uyuşmazlıklarının adil, düzenli ve makul sürede sonuçlandırılmasını sağlamaktır. Tarafların eşitliği, hukuki dinlenilme hakkı, aleniyet, usul ekonomisi, tasarruf ilkesi ve taraflarca getirilme ilkesi hukuk yargılamasının temel esasları arasındadır.
HMK kapsamında düzenlenen başlıca konular şunlardır:
- Mahkemelerin görevi ve yetkisi
- Hâkimin yasaklılığı, reddi ve hukuki sorumluluğu
- Taraf ve dava ehliyeti
- Dava şartları ve ilk itirazlar
- Dava türleri
- Dilekçeler ve cevap süreleri
- İspat yükü ve deliller
- İhtiyati tedbir gibi geçici hukuki korumalar
- Yargılama giderleri ve adli yardım
- İstinaf, temyiz ve yargılamanın yenilenmesi
- Çekişmesiz yargı işleri
- Tahkim yargılaması
HMK bir hakkın doğup doğmadığını belirleyen temel maddi hukuk kanunu değildir. Örneğin alacağın varlığı Türk Borçlar Kanunu’na, boşanma hakkı Türk Medeni Kanunu’na dayanabilir; bu hakların mahkemede nasıl talep edileceği ise HMK ve ilgili özel kanunlardaki usul hükümlerine göre belirlenir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu Hangi Davalarda Uygulanır?
HMK, adli yargı içerisindeki hukuk mahkemelerinde görülen özel hukuk uyuşmazlıklarında uygulanır. Asliye hukuk ve sulh hukuk mahkemelerinin yanı sıra aile, iş, tüketici, asliye ticaret ve fikrî ve sınai haklar hukuk mahkemeleri gibi uzmanlık mahkemelerindeki yargılamalar da kural olarak HMK hükümlerine tabidir.
Özel kanunlarda farklı bir yargılama usulü düzenlenmişse öncelikle özel hüküm uygulanır. Özel kanunda hüküm bulunmayan konularda ise HMK tamamlayıcı nitelik taşır. Örneğin İş Mahkemeleri Kanunu iş davalarına ilişkin bazı özel kurallar getirirken dilekçeler, deliller ve kanun yolları gibi diğer konularda HMK hükümleri uygulanmaya devam eder.
| Uyuşmazlık türü | Görevli mahkeme | HMK’nın uygulanması |
|---|---|---|
| Alacak ve tazminat davaları | Asliye hukuk mahkemesi | Genel olarak uygulanır. |
| Kira ve tahliye uyuşmazlıkları | Sulh hukuk mahkemesi | Basit yargılama usulü uygulanır. |
| Boşanma, nafaka ve velayet | Aile mahkemesi | Türk Medeni Kanunu ve özel hükümlerle birlikte uygulanır. |
| İşçilik alacakları ve işe iade | İş mahkemesi | İş Mahkemeleri Kanunu’yla birlikte uygulanır. |
| Ticari uyuşmazlıklar | Asliye ticaret mahkemesi | Türk Ticaret Kanunu’yla birlikte uygulanır. |
| Tüketici davaları | Tüketici mahkemesi | Tüketici mevzuatıyla birlikte uygulanır. |
| Tapu iptali ve tescil | Asliye hukuk mahkemesi | Genel olarak uygulanır. |
| Miras uyuşmazlıkları | Davanın türüne göre sulh veya asliye hukuk | Genel olarak uygulanır. |
| Fikrî ve sınai hak davaları | Fikrî ve sınai haklar hukuk mahkemesi | Özel mevzuatla birlikte uygulanır. |
Hukuk Muhakemeleri Kanunu yalnızca çekişmeli davalarda kullanılmaz. Ergin kılınma, gaiplik, mirasın reddinin tespiti ve terekenin korunması gibi çekişmesiz yargı işleri bakımından da HMK’da hükümler bulunmaktadır.
HMK’nın Uygulanmadığı Davalar Nelerdir?
HMK ceza yargılamalarında doğrudan uygulanmaz. Suç soruşturmaları ve ceza davaları 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre yürütülür. İdare ve vergi mahkemelerinde açılan iptal, tam yargı ve vergi davalarında ise temel usul kanunu 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’dur.
İcra ve iflas işlemlerinde öncelikle İcra ve İflas Kanunu uygulanır. Anayasa Mahkemesi, seçim yargısı ve askerî disiplin süreçleri de kendi özel mevzuatlarına tabidir. Bununla birlikte özel kanunların açıkça HMK’ya gönderme yaptığı konularda HMK hükümleri sınırlı ve tamamlayıcı olarak uygulanabilir.
| Yargılama veya işlem | Temel usul mevzuatı |
| Ceza soruşturması ve kamu davası | Ceza Muhakemesi Kanunu |
| İdari işlemin iptali ve tam yargı davası | İdari Yargılama Usulü Kanunu |
| Vergi uyuşmazlıkları | İdari Yargılama Usulü Kanunu ve vergi mevzuatı |
| İcra ve iflas işlemleri | İcra ve İflas Kanunu |
| Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru | 6216 sayılı Kanun ve İçtüzük |
| Özel kanunla düzenlenen diğer yargılamalar | İlgili özel kanun |
Örneğin bir idari davada HMK’nın bütün hükümleri doğrudan uygulanmaz; ancak İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun açıkça gönderme yaptığı hâllerde belirli HMK hükümlerinden yararlanılabilir. Bu nedenle uyuşmazlığın özel hukuk, ceza hukuku veya idare hukuku alanlarından hangisine girdiği öncelikle belirlenmelidir.
HMK’ya Göre Hukuk Davasının Aşamaları
Hukuk davası, yetkili ve görevli mahkemeye dava dilekçesi sunularak açılır. Dilekçede tarafların bilgileri, davanın konusu, vakıalar, hukuki sebepler, deliller ve talep sonucu bulunmalıdır. Eksik veya belirsiz bir talep, mahkemenin davacıya süre vermesine ya da eksikliğin niteliğine göre davanın usulden reddedilmesine yol açabilir.
Davadan sonra dilekçeler aşaması, ön inceleme, tahkikat, sözlü yargılama ve hüküm aşamaları izlenir. Yazılı yargılama usulünde dava ve cevap dilekçelerinden sonra cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri verilebilir. Basit yargılama usulünde ise kural olarak yalnızca dava ve cevap dilekçesi bulunmaktadır.
HMK’ya göre hukuk davasının temel aşamaları şöyledir:
- Davanın açılması: Dava dilekçesi sunulur, harç ve gider avansı yatırılır.
- Dilekçeler aşaması: Dava ve cevap dilekçeleri karşılıklı olarak tebliğ edilir.
- Ön inceleme: Dava şartları, ilk itirazlar ve uyuşmazlık noktaları belirlenir.
- Tahkikat: Deliller toplanır, tanıklar dinlenir ve gerekiyorsa bilirkişi incelemesi yapılır.
- Sözlü yargılama: Taraflara son açıklamalarını yapma imkânı verilir.
- Hüküm: Mahkeme uyuşmazlığın esası veya usule ilişkin konu hakkında karar verir.
- Kanun yolu: Şartları varsa istinaf ve temyiz başvurusu yapılabilir.
- Kesinleşme ve icra: Karar kesinleştirilir veya niteliğine göre icraya konulur.
Dava açmak için kural olarak avukatla temsil zorunluluğu bulunmaz. Ancak Birsen Hukuk’un avukat olmadan dava açarken dikkat edilmesi gerekenler hakkındaki açıklamalarında da belirtildiği üzere görev, yetki, süre ve delil kurallarındaki hatalar telafisi zor hak kayıpları doğurabilir.
Dava Şartları, İlk İtirazlar ve İspat Kuralları
Dava şartları, mahkemenin uyuşmazlığın esasını inceleyebilmesi için bulunması gereken koşullardır. Mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını yargılamanın her aşamasında kendiliğinden inceler. Taraflar da dava şartı eksikliğini yargılamanın her aşamasında ileri sürebilir.
Mahkemenin görevli olması, tarafların dava ve taraf ehliyetine sahip bulunması, hukuki yararın varlığı, gider avansının yatırılması, aynı davanın başka mahkemede görülmemesi ve daha önce kesin hükme bağlanmamış olması başlıca dava şartlarındandır. İş, ticaret, kira ve tüketici uyuşmazlıklarının belirli bölümlerinde zorunlu arabuluculuk da özel kanunlardan doğan bir dava şartı olabilir.
| Usul konusu | Mahkeme tarafından incelenmesi |
| Görev | Her aşamada kendiliğinden incelenir. |
| Kesin yetki | Her aşamada kendiliğinden incelenir. |
| Kesin olmayan yetki itirazı | Cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir. |
| Tahkim itirazı | İlk itiraz olarak cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir. |
| Hukuki yarar | Mahkeme tarafından kendiliğinden incelenir. |
| Kesin hüküm ve derdestlik | Mahkeme tarafından kendiliğinden incelenir. |
| Zorunlu arabuluculuk | Özel kanunda öngörülmüşse dava şartı olarak incelenir. |
İspat bakımından genel kural, ileri sürdüğü vakıadan kendi lehine hak çıkaran tarafın bu vakıayı kanıtlamasıdır. Senet, tanık, yemin, bilirkişi incelemesi, keşif ve elektronik kayıtlar HMK’da düzenlenen temel deliller arasındadır. Hukuka aykırı şekilde elde edilmiş deliller mahkeme tarafından dikkate alınamaz.
Taraflar vakıalarını ve delillerini kanunda öngörülen aşamalarda sunmalıdır. Dilekçelerde bildirilmeyen veya süresinde sunulmayan deliller, istisnai şartlar bulunmadıkça daha sonra dosyaya alınmayabilir. Hâkim hukuku kendiliğinden uygulasa da kural olarak tarafların ileri sürmediği vakıaları kendiliğinden araştırmaz.
HMK’da Süreler ve Tebligatın Önemi
HMK’da düzenlenen sürelerin bir kısmı hâkim tarafından, bir kısmı ise doğrudan kanunla belirlenir. Kanuni ve kesin süre kaçırıldığında ilgili usul işlemini yapma hakkı ortadan kalkabilir. Bu nedenle dava dilekçesi veya mahkeme kararının tebliğ edildiği tarih doğru belirlenmelidir.
Yazılı yargılama usulünde cevap dilekçesi kural olarak dava dilekçesinin tebliğinden itibaren iki hafta içinde verilir. İstinaf ve temyiz süreleri de kural olarak kararın usulüne uygun tebliğinden itibaren iki haftadır. Ancak özel kanunlarda farklı süreler bulunabileceğinden her dosyada uygulanacak hüküm ayrıca kontrol edilmelidir.
| İşlem | HMK’daki genel süre |
| Dava dilekçesine cevap | Tebliğden itibaren 2 hafta |
| Cevaba cevap dilekçesi | Cevabın tebliğinden itibaren 2 hafta |
| İkinci cevap dilekçesi | Cevaba cevabın tebliğinden itibaren 2 hafta |
| İstinaf başvurusu | Kararın tebliğinden itibaren 2 hafta |
| Temyiz başvurusu | Kararın tebliğinden itibaren 2 hafta |
| Eski hâle getirme talebi | Engelin kalkmasından itibaren 2 hafta |
Sürenin gün olarak belirlenmesi hâlinde tebliğ günü hesaba katılmaz ve süre ertesi gün başlar. Son gün resmî tatile denk gelirse süre, tatili takip eden ilk iş günü sona erer. Elektronik tebligat ise muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.
Adli tatil her yıl 20 Temmuz’da başlar ve 31 Ağustos’ta sona erer. Adalet Bakanlığının adli tatilde sürelerin işleyişine ilişkin açıklamasında belirtildiği üzere adli tatile tabi işlerde sürenin sonu tatil dönemine denk gelirse HMK kapsamında süre bir hafta uzamış sayılır. İhtiyati tedbir, nafaka ve işçi davaları gibi kanunda sayılan işler ise adli tatilde de görülebilir.
HMK’ya Göre İstinaf ve Temyiz Yolları
İstinaf, ilk derece hukuk mahkemesinin kararının bölge adliye mahkemesi tarafından incelenmesini sağlayan olağan kanun yoludur. Bölge adliye mahkemesi, başvurunun kapsamına göre hem olayları ve delilleri hem de hukuk kurallarının doğru uygulanıp uygulanmadığını değerlendirebilir.
Temyiz ise bölge adliye mahkemesinin temyize açık kararlarının Yargıtay tarafından hukuki denetime tabi tutulmasıdır. Yargıtay kural olarak yeniden tanık dinleyip olay yargılaması yapmaz; kararın hukuka uygunluğunu inceler. Her karar istinaf veya temyize açık olmadığından kararın türü ve her yıl güncellenen parasal kesinlik sınırları dikkate alınmalıdır.
| Kanun yolu | İnceleme mercii | İncelemenin kapsamı | Genel başvuru süresi |
| İstinaf | Bölge adliye mahkemesi | Maddi vakıa ve hukuki denetim | Tebliğden itibaren 2 hafta |
| Temyiz | Yargıtay | Ağırlıklı olarak hukuki denetim | Tebliğden itibaren 2 hafta |
| Yargılamanın yenilenmesi | Kararı veren mahkeme | Kanunda sayılan olağanüstü nedenler | Nedene göre değişir |
Kanun yolu dilekçesinde kararın hangi bölümüne ve hangi gerekçelerle itiraz edildiği açıkça gösterilmelidir. Süresinde başvuru yapılmaması veya kesin nitelikteki bir karara karşı kanun yoluna gidilmesi talebin usulden reddedilmesine neden olabilir.
HMK hükümleri yalnızca mahkeme ve avukatları değil, davasını kendisi takip eden kişileri de bağlar. Dava şartlarının, sürelerin, ispat yükünün ve kanun yollarının dosyanın başında birlikte değerlendirilmesi, usulden kaynaklanabilecek hak kayıplarının önlenmesine yardımcı olur.
