Ceza hukukunda mahsup, mahkûmiyet hükmü kesinleşmeden önce kişinin özgürlüğünü sınırlayan gözaltı, tutuklama ve belirli adli kontrol tedbirleri altında geçirdiği sürenin verilen cezadan indirilmesidir. Böylece yargılama devam ederken özgürlüğünden yoksun bırakılan kişinin aynı süreyi mahkûmiyet kesinleştikten sonra yeniden cezaevinde geçirmesi önlenir.
Mahsup, mahkemenin takdirine bağlı bir ceza indirimi değildir. Kanundaki şartlar oluşmuşsa özgürlüğü sınırlayan sürenin cezadan düşülmesi zorunludur. Ancak hangi sürenin mahsup edilebileceği; uygulanan tedbirin niteliğine, dosyanın sonucuna, suç ve karar tarihlerine ve aynı sürenin başka bir cezadan daha önce düşülüp düşülmediğine göre belirlenir.
Ceza Hukukunda Mahsup Nedir?
Mahsup, Türk Ceza Kanunu’nun 63. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve kişinin özgürlüğünü sınırlayan bütün hâller nedeniyle geçirilen süreler, hükmolunan hapis cezasından indirilir. Düzenleme yalnızca teknik anlamdaki tutukluluğu değil, fiilen kişisel özgürlüğün sınırlanmasına neden olan diğer koruma tedbirlerini de kapsar.
Mahsup mahkûmiyeti ortadan kaldırmaz ve verilen cezanın miktarını değiştirmez. Örneğin iki yıl hapis cezasına hükmedilen kişinin altı ay tutuklu kalması hâlinde mahkûmiyet yine iki yıldır; ancak altı aylık süre cezanın infazında dikkate alınır. Koşullu salıverilme, denetimli serbestlik ve tahliye tarihi ise mahsup sonrasında kişinin tabi olduğu infaz rejimine göre ayrıca hesaplanır.
Mahsup için genel olarak şu şartlar aranır:
- Kişinin özgürlüğünü fiilen sınırlayan bir hâl bulunması,
- Özgürlük sınırlamasının hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşmesi,
- Hakkında hapis veya adli para cezasına hükmedilmiş olması,
- Mahsup edilecek sürenin resmî kayıtlarla belirlenebilmesi,
- Aynı sürenin daha önce başka bir cezadan indirilmemiş olması,
- Kişinin aynı tarihlerde kesinleşmiş başka bir hapis cezasını infaz etmiyor olması.
Tutukluluk Süresi Cezadan Nasıl Düşülür?
Sanığın aynı dosya kapsamında tutuklu kaldığı süre, mahkûmiyet hâlinde verilen hapis cezasından gün olarak düşülür. Tutuklamanın mahkûm olunan suçla ilgili olması ve tutukluluk süresinin hüküm kesinleşmeden önce geçirilmesi, aynı dosyadaki mahsup bakımından yeterlidir. Mahkeme hüküm kurarken gözaltı ve tutukluluk tarihlerini belirterek bu sürelerin TCK 63 uyarınca cezadan mahsubuna karar vermelidir.
Örneğin kişi 1 Ocak’ta tutuklanmış, 1 Temmuz’da tahliye edilmiş ve yargılama sonunda iki yıl hapis cezasına mahkûm edilmişse yaklaşık altı aylık tutukluluk süresi cezasından indirilir. Ancak bu örnek, kişinin kalan bir yıl altı ayı mutlaka cezaevinde geçireceği anlamına gelmez. Gerçek tahliye tarihi; suç türü, suç tarihi, infaz oranı, tekerrür ve denetimli serbestlik şartları dikkate alınarak infaz hesaplama kapsamında belirlenir.
| Özgürlüğü sınırlayan durum | Mahsup durumu |
|---|---|
| Aynı dosyadaki gözaltı | Cezadan düşülür. |
| Aynı dosyadaki tutukluluk | Cezadan düşülür. |
| Hâkim kararıyla gözlem altında tutulma | Özgürlüğü fiilen sınırladığı ölçüde düşülür. |
| Konutu terk etmeme tedbiri | Her iki gün, bir gün olarak düşülür. |
| Hastanede tedavi amaçlı adli kontrol | Özgürlüğü sınırlayan süre mahsup edilebilir. |
| Yurt dışına çıkış yasağı | Kural olarak düşülmez. |
| İmza verme yükümlülüğü | Kural olarak düşülmez. |
| Kesinleşmiş başka bir cezanın infazı | İkinci kez mahsup edilemez. |
Gözaltında Geçen Süre Cezadan Mahsup Edilir mi?
Gözaltında geçirilen süre, kişinin özgürlüğünü doğrudan sınırladığı için mahkûmiyet hâlinde cezadan mahsup edilir. Kişinin gözaltından sonra tutuklanmış veya serbest bırakılmış olması sonucu değiştirmez. Gözaltında geçirilen süre ile devamındaki tutukluluk süresi birlikte değerlendirilerek toplam özgürlük kısıtlaması hesaplanır.
Mahsup hesabında yakalama ve gözaltına alma tarihiyle serbest bırakılma veya tutuklama tarihinin doğru gösterilmesi önemlidir. Yakalama tutanağı, nezarethane kaydı, savcılık sevk yazısı, tutuklama kararı ve tahliye müzekkeresi gibi belgeler başlangıç ve bitiş zamanlarının tespitinde kullanılır. Kayıtlardaki tarih veya saat hataları infaz süresini etkileyebileceğinden müddetname hazırlanırken kontrol edilmelidir.
Mahsuba konu olabilecek başlıca süreler şunlardır:
- Yakalama sonrasında fiilen özgürlükten yoksun kalınan süre,
- Kollukta ve nezarethanede geçirilen gözaltı süresi,
- Tutuklama kararıyla ceza infaz kurumunda geçirilen süre,
- Akıl hastalığının belirlenmesi amacıyla gözlem altında geçirilen süre,
- İade veya suçluların geri verilmesi sürecindeki tutma süreleri,
- Yurt dışında aynı suç nedeniyle özgürlüğün kısıtlandığı süreler,
- Kanunen mahsup edilebilen konutu terk etmeme tedbiri.
Adli Kontrol Süresi Cezadan Düşülür mü?
Adli kontrol altında geçirilen süreler kural olarak cezadan mahsup edilmez. Yurt dışına çıkış yasağı, belirli aralıklarla karakola imza verme, araç kullanamama, belirli yerlere gidememe veya güvence yatırma gibi tedbirler kişinin hareket alanını sınırlandırsa da Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. maddesi uyarınca hapis cezasından düşülmez.
Bu kuralın hastaneye yatmak suretiyle tedavi ve konutu terk etmeme tedbiri bakımından istisnası bulunmaktadır. Ev hapsi olarak da bilinen konutu terk etmeme yükümlülüğü altında geçirilen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün kabul edilir. Örneğin kişi 180 gün konutu terk etmeme tedbiri altında kalmışsa, şartları oluştuğunda 90 gün cezasından indirilir.
| Adli kontrol yükümlülüğü | Cezadan mahsup |
|---|---|
| Konutu terk etmeme | 2 gün için 1 gün |
| Hastaneye yatmak suretiyle tedavi | Özgürlüğü sınırlayan süre kadar |
| Yurt dışına çıkamamak | Mahsup edilmez. |
| Düzenli imza vermek | Mahsup edilmez. |
| Belirli yerlere gidememek | Mahsup edilmez. |
| Belirli bölgeyi terk edememek | Kural olarak mahsup edilmez. |
| Elektronik kelepçe | Bağlı olduğu tedbire göre değerlendirilir. |
Elektronik kelepçe kullanılması tek başına mahsup hakkı doğurmaz. Kelepçe konutu terk etmeme tedbirinin denetlenmesi amacıyla takılmışsa iki güne bir gün hesabı uygulanır. Elektronik izleme yalnızca belirli yerlere yaklaşmama veya belirli bir bölgeye gitmeme yükümlülüğünü denetliyorsa bu süre kural olarak cezadan düşülmez.
Başka Bir Dosyadaki Tutukluluk Süresi Mahsup Edilebilir mi?
Mahsup edilecek tutukluluğun mutlaka mahkûmiyet verilen dosyada gerçekleşmesi gerekmez. Kişinin başka bir soruşturma veya dava nedeniyle tutuklu kaldığı süre de belirli şartlarla farklı dosyadaki hapis cezasından indirilebilir. Bunun için tutukluluğa neden olan dosyanın sonucu, mahkûmiyet konusu diğer suçun tarihi, kararların kesinleşme tarihleri ve aynı sürenin daha önce kullanılıp kullanılmadığı birlikte incelenir.
Yargıtay uygulamasında, mahsup talep edilen mahkûmiyete konu suçun, tutukluluğun yaşandığı dosyada verilen hükmün kesinleşmesinden önce işlenmiş olması önem taşır. Beraat kararı kesinleştikten sonra işlenen yeni bir suçun cezasından eski tutukluluğun düşülmesi kural olarak kabul edilmez. Aksi yaklaşım, kişinin geçmişteki kullanılmamış tutukluluk süresini ileride işleyeceği suçlar için bir tür “ceza kredisi” olarak kullanmasına neden olur.
Başka dosyadaki tutukluluğun mahsubunda şu noktalar araştırılır:
- Tutukluluğun hangi tarihler arasında gerçekleştiği,
- Tutukluluğa neden olan dosyada hangi kararın verildiği,
- Bu kararın ne zaman kesinleştiği,
- Mahsup istenen diğer suçun hangi tarihte işlendiği,
- Aynı tutukluluk süresinin başka bir cezadan düşülüp düşülmediği,
- Kişinin aynı tarihlerde başka bir kesinleşmiş cezayı infaz edip etmediği.
Kişi bir dosyada tutuklu görünürken aynı zamanda kesinleşmiş başka bir hapis cezasını infaz ediyorsa aynı süre iki farklı cezadan düşülemez. Bu durumda kişinin özgürlüğünün asıl hukuki dayanağı ve infaz kayıtları incelenir. Çifte mahsup yapılması, aynı özgürlük kısıtlamasının iki defa ceza yerine sayılması sonucunu doğuracağından mümkün değildir.
Beraat Edilen Dosyadaki Tutukluluk Süresinin Mahsubu
Kişinin tutuklu yargılandığı dosyada beraat etmesi, tutukluluk süresinin hiçbir şekilde mahsup edilemeyeceği anlamına gelmez. Beraat edilen dosyada ceza bulunmadığı için o dosya içinde mahsup yapılması mümkün değildir; ancak beraat kararının kesinleşmesinden önce işlenmiş başka bir suçtan mahkûmiyet bulunuyorsa tutukluluk süresi bu cezadan indirilebilir.
Beraat kararının kesinleşmesinden sonra işlenen bir suç bakımından ise eski tutukluluk süresi kural olarak kullanılamaz. Ayrıca kişi hakkında indirilebilecek başka bir mahkûmiyet bulunmaması veya tutukluluk süresinin hükmolunan cezayı aşması hâlinde, şartları varsa haksız koruma tedbiri nedeniyle tazminat talep edilmesi gündeme gelebilir. Mahsup ile koruma tedbiri tazminatı aynı şey değildir ve aynı süre nedeniyle mükerrer yarar sağlanamaz.
| Beraat edilen dosyadaki durum | Olası sonuç |
|---|---|
| Başka bir mahkûmiyet bulunmuyor | Mahsup yapılamaz; şartları varsa tazminat değerlendirilebilir. |
| Diğer suç beraat kesinleşmeden önce işlenmiş | Tutukluluğun diğer cezadan mahsubu mümkün olabilir. |
| Diğer suç beraat kesinleştikten sonra işlenmiş | Kural olarak mahsup yapılamaz. |
| Tutukluluk daha önce başka cezadan düşülmüş | Yeniden mahsup yapılamaz. |
| Aynı dönemde kesinleşmiş ceza infaz edilmiş | Çifte mahsup yapılamaz. |
Adli Para Cezasında Mahsup Nasıl Yapılır?
TCK 63 uyarınca mahkeme hapis cezası yerine doğrudan adli para cezasına hükmetmişse özgürlüğün sınırlı kaldığı her gün için 500 TL adli para cezasından indirim yapılır. Bu tutar, 7499 sayılı Kanun ile 12 Mart 2024 tarihinde 100 TL’den 500 TL’ye yükseltilmiştir. Mahsup hesabı, adli para cezası belirlenip kişiselleştirildikten sonra toplam tutar üzerinden yapılır.
Örneğin kişi 20 gün gözaltında veya tutuklu kalmış ve sonuçta 30.000 TL adli para cezasına mahkûm edilmişse 20 × 500 TL hesabıyla 10.000 TL mahsup edilir; geriye 20.000 TL kalır. Mahsup miktarı adli para cezasının tamamını karşılıyorsa cezanın ayrıca tahsil edilmesi gerekmez. Fazla kalan tutukluluk süresi ise hükümlüye nakit olarak ödenmez; şartları bulunuyorsa tazminat veya başka bir cezadan mahsup yönünden ayrıca değerlendirilir.
Mahsup Talebi Nereye ve Nasıl Yapılır?
Mahsup, yargılamayı yapan ceza mahkemesi tarafından kendiliğinden dikkate alınmalıdır. Mahkeme hükümde sanığın gözaltında ve tutuklu kaldığı tarihleri göstererek bu sürelerin TCK 63 uyarınca cezadan indirilmesine karar verir. Mahkemenin bu konuda karar vermesi için sanığın ayrıca talepte bulunması zorunlu değildir; ancak kayıtların eksik veya başka dosyaya ait olması durumunda dilekçe sunulması yararlı olabilir.
Hüküm kesinleştikten sonra mahsup yapılmadığının veya sürenin eksik hesaplandığının anlaşılması hâlinde cezanın hesabına ilişkin uyuşmazlık infaz hâkimliğine taşınabilir. Başvuruda mahsup istenen dosyalar, gözaltı ve tutukluluk tarihleri, kesinleşme bilgileri ve daha önce yapılan infaz işlemleri açıkça gösterilmelidir. Talep üzerine müddetname ve tahliye hesabı yeniden düzenlenebilir.
Mahsup talebine eklenebilecek başlıca belgeler şunlardır:
- Mahkûmiyet kararının kesinleşmiş örneği,
- Tutuklama ve tahliye kararları,
- Yakalama ve gözaltı tutanakları,
- Ceza infaz kurumu giriş-çıkış kayıtları,
- Beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararı,
- Kararların kesinleşme şerhleri,
- Mevcut müddetname,
- Başka dosyadaki mahkûmiyet ve infaz bilgileri.
Mahsup Kararına İtiraz Edilebilir mi?
Mahsup konusunda henüz kesinleşmemiş mahkûmiyet hükmünde hata yapılmışsa bu hukuka aykırılık istinaf başvurusunda ileri sürülebilir. Bölge adliye mahkemesinin kararına karşı temyiz yolu açıksa mahsup hatası temyiz nedeni de yapılabilir. Tutukluluk süresinin hiç düşülmemesi veya eksik hesaplanması, kişinin cezaevinde kanunen gerekenden fazla kalmasına yol açabileceğinden gecikmeden bildirilmelidir.
Kesinleşme sonrasında infaz hâkimliği tarafından verilen mahsup kararına karşı ise kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde itiraz edilebilir. İtirazda hangi sürenin hesaba katılmadığı, mahkemenin hangi tarih veya dosyayı hatalı değerlendirdiği ve talep edilen yeni hesap açıkça gösterilmelidir. Başvuru yapılması infazı kendiliğinden durdurmaz; gerekli görülüyorsa infazın ertelenmesi veya durdurulması ayrıca talep edilmelidir.
