Boşanma Davasında Ziynet Alacağı Nasıl Talep Edilir?

İstanbul Avukat

Boşanma Davasında Ziynet Alacağı Nasıl Talep Edilir?

Boşanma Davasında Ziynet Alacağı Nasıl Talep Edilir?

Boşanma sürecinde düğünde takılan altınların, paraların ve diğer değerli eşyaların kimde kalacağı önemli uyuşmazlıklardan biridir. Ziynetleri diğer eşte kalan kişi, eşyaların aynen iadesini; aynen iade mümkün değilse bedelinin ödenmesini isteyebilir. Talep boşanma davasıyla birlikte ileri sürülebileceği gibi ayrı bir ziynet alacağı davasına da konu edilebilir.

Ziynet alacağının kabul edilmesi için takıların türü ve miktarı, talepte bulunan eşe ait olduğu ve karşı tarafta kaldığı ya da onun tarafından harcandığı ispatlanmalıdır. Düğün videoları ve fotoğrafları, tanık anlatımları, kuyumcu bilirkişi raporu, banka kayıtları ve tarafların yazışmaları bu davalarda önemli deliller arasında yer alır.

Ziynet Alacağı Davası Nedir?

Ziynet alacağı davası; düğün, nişan veya evlilik sırasında eşlerden birine verilen altın, para ve değerli eşyaların diğer eşte kalması ya da onun tarafından bozdurulması üzerine açılan davadır. Davacı öncelikle ziynetlerin aynen iadesini, bunun mümkün olmaması durumunda parasal değerinin ödenmesini talep edebilir.

Ziynet eşyaları hâlen mevcutsa aynen iade talebi mülkiyet hakkına dayanan bir istihkak talebi niteliğindedir. Takılar satılmış, bozdurulmuş veya harcanmışsa alacak talebi gündeme gelir. Ziynet alacağı, boşanmanın fer’î sonucu olmadığından boşanmaya bağlı maddi tazminat veya mal paylaşımı talebiyle aynı hukuki nitelikte değildir.

Ziynet alacağına konu olabilecek değerler şunlardır:

  • Altın bilezikler
  • Burma ve kelepçe bilezikler
  • Kolye ve gerdanlık setleri
  • Küpe, yüzük ve bileklikler
  • Çeyrek, yarım, tam ve Cumhuriyet altınları
  • Gram altınlar
  • Reşat ve gremse altınlar
  • Düğünde verilen nakit paralar
  • Döviz cinsinden hediyeler
  • Değerli saat ve takılar

Hangi Takılar Ziynet Eşyası Sayılır?

Ziynet eşyası, altın ve gümüş gibi değerli madenlerden üretilen ve ekonomik değer taşıyan süs eşyalarını ifade eder. Bilezik, kolye, küpe, yüzük, gerdanlık, altın zincir ve takı setleri doğrudan ziynet eşyası sayılır. Düğünde takılan sarrafiye altınları, döviz ve nakit para da ziynet alacağı uyuşmazlıklarında düğün hediyesi olarak değerlendirilir.

Her değerli eşya otomatik olarak talepte bulunan eşe ait kabul edilmez. Takının kime verildiği, kadın veya erkeğe özgü olup olmadığı, ortak takı sandığına bırakılıp bırakılmadığı ve taraflar arasında paylaşım konusunda bir anlaşma bulunup bulunmadığı araştırılır. Eşlerin evlilik sırasında kendi gelirleriyle yatırım amacıyla aldığı altınlar ise düğün takılarından farklı olarak mal rejimi hükümlerine tabi olabilir.

Eşya Muhtemel hukuki değerlendirme
Bilezik, gerdanlık ve kadın takı seti Genellikle kadına özgü ziynet
Erkek saati ve kol düğmesi Genellikle erkeğe özgü eşya
Çeyrek, yarım ve tam altın Kural olarak cinsiyete özgü olmayan ekonomik değer
Gram altın ve nakit para Kime verildiğine veya sandığa bırakılıp bırakılmadığına göre değerlendirilir
Evlilik içinde yatırım amacıyla alınan altın Mal rejimi tasfiyesine konu olabilir
Eşlerden birinin diğerine özel olarak hediye ettiği takı Hediye edilen eşin kişisel malı olabilir
Aileden geçici kullanım için verilen takı Bağış iradesi yoksa ziynet alacağına konu olmayabilir

Eşyanın ziynet niteliği veya hangi cinsiyete özgü olduğu konusunda uyuşmazlık bulunursa kuyumcu bilirkişiden rapor alınabilir. Bilirkişi eşyanın türünü, ayarını, yaklaşık gramını ve ekonomik değerini belirleyebilir; ancak takının kime ait olduğu hakkındaki nihai değerlendirme mahkemeye aittir.

Düğünde Takılan Ziynet Eşyaları Kime Aittir?

Yargıtayın güncel yaklaşımına göre öncelikle tarafların takıların paylaşılması konusunda bir anlaşma yapıp yapmadığı araştırılır. Anlaşma yoksa ileri sürülen yerel örf ve âdetin varlığı ispatlanmalıdır. Bunların hiçbiri bulunmuyorsa, kural olarak eşlerden hangisine ekonomik değeri bulunan bir eşya takılmış veya verilmişse o eşyanın o kişiye ait olduğu kabul edilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/5704 E., 2024/2402 K. sayılı kararında kadın veya erkeğe özgü takıların ilgili eşe verilmiş sayılacağı belirtilmiştir. Her iki cinsiyet tarafından kullanılabilen altın ve paralar kime takıldıysa ona; ortak takı sandığına bırakılan ve bir cinsiyete özgü olmayan değerler ise eşlere ortak kabul edilebilir. Bu nedenle “düğündeki bütün takılar her durumda kadına aittir” şeklindeki eski ve genel kabul, güncel uygulamayı tek başına yansıtmamaktadır.

Takının verilme şekli Güncel yaklaşıma göre aidiyet
Doğrudan kadına takılan değer Kural olarak kadına ait
Doğrudan erkeğe takılan değer Kural olarak erkeğe ait
Kadına özgü bileziğin erkeğe takılması Kadına verilmiş sayılabilir
Erkeğe özgü eşyanın kadına takılması Erkeğe verilmiş sayılabilir
Her iki cinse uygun altın veya para Kime takıldıysa ona ait
Ortak sandığa bırakılan kadına özgü takı Kadına ait
Ortak sandığa bırakılan erkeğe özgü takı Erkeğe ait
Sandığa bırakılan cinsiyetsiz altın veya para Kural olarak ortak kabul edilebilir
Paylaşıma ilişkin geçerli anlaşma bulunması Anlaşma uygulanır
İspatlanmış yerel örf ve âdet bulunması Örf ve âdete göre paylaşılır

Takıyı kimin satın aldığı ile takının kime hediye edildiği farklı konulardır. Örneğin damadın ailesinin satın aldığı bir bileziği düğünde geline bağışlaması hâlinde bilezik, bağışlanan kişinin kişisel malı olabilir. Buna karşılık yalnızca düğün sırasında kullanılmak üzere ödünç verilen aile takılarında bağış iradesi bulunmadığı ispatlanırsa iade talebi farklı şekilde değerlendirilir.

Ziynet Alacağı Boşanma Davasıyla Birlikte Talep Edilebilir mi?

Ziynet alacağı boşanma dava dilekçesinde boşanma, nafaka, velayet ve tazminat talepleriyle birlikte ileri sürülebilir. Ancak ziynet talebi boşanmanın fer’î sonucu değildir. Bu nedenle takıların cinsinin, sayısının ve değerinin ayrıca açıklanması ve ziynet talebi üzerinden ayrıca harç yatırılması gerekir.

Ziynet alacağının boşanma davasında ileri sürülmemiş olması, daha sonra ayrı dava açılmasını tek başına engellemez. Boşanma davası devam ederken veya boşanma kararı kesinleştikten sonra ayrı bir ziynet alacağı davası açılabilir. Mahkeme, birlikte açılan davaların yargılamayı güçleştirdiğini değerlendirirse ziynet talebini boşanma dosyasından ayırarak ayrı esasa kaydedebilir.

Ziynet talebi şu yöntemlerden biriyle ileri sürülebilir:

  1. Boşanma dava dilekçesinde ziynetlerin de talep edilmesi
  2. Devam eden boşanma davasında usul kuralları elveriyorsa talebin artırılması
  3. Boşanma davası devam ederken ayrı ziynet alacağı davası açılması
  4. Boşanma kararı kesinleştikten sonra ayrı dava açılması
  5. Şartları varsa karşı boşanma davasıyla birlikte ziynet talep edilmesi

Boşanma dilekçesinde yalnızca “düğün takılarımı istiyorum” denilmesi yeterli olmayabilir. Talep edilen eşyaların mümkün olduğunca ayrı ayrı gösterilmesi, örneğin “sekiz adet 22 ayar, her biri yaklaşık 20 gram bilezik” şeklinde açıklanması gerekir.

Ziynet Alacağı Davası Nasıl Açılır?

Ziynet alacağı davası, görevli ve yetkili aile mahkemesine sunulacak dava dilekçesiyle açılır. Dilekçede düğünün tarihi, takıların türü ve miktarı, eşyaların kime verildiği, kim tarafından muhafaza edildiği, ne zaman alındığı veya harcandığı ve neden iade edilmediği somut biçimde açıklanmalıdır.

Talep sonucu da infazda tereddüt yaratmayacak kadar açık olmalıdır. Genellikle ziynetlerin aynen iadesi, aynen iadenin mümkün olmaması hâlinde bilirkişi tarafından belirlenecek bedelinin faiziyle tahsili istenir. Takıların dava tarihindeki yaklaşık değeri belirtilerek bu değer üzerinden gerekli harç yatırılmalıdır.

Ziynet alacağı dilekçesinde bulunması gereken başlıca bilgiler şunlardır:

  • Davacı ve davalının kimlik ve adres bilgileri
  • Evlilik ve düğün tarihi
  • Düğün, nişan veya kına töreninin yapıldığı yer
  • Talep edilen her takının türü, sayısı, ayarı ve mümkünse gramı
  • Takıların kime takıldığı veya verildiği
  • Takıları düğünden sonra kimin teslim aldığı
  • Ziynetlerin hangi amaçla ve kimin rızasıyla bozdurulduğu
  • Eşyaların mevcut olup olmadığı
  • Aynen iade ve bedel talebi
  • Faizin başlangıç tarihi
  • Düğün videosu, fotoğraf, tanık ve diğer deliller

Takıların tam gramı veya dava tarihindeki kesin değeri bilinmiyorsa yaklaşık değer üzerinden dava açılması ve bilirkişi incelemesinden sonra talebin usulüne uygun biçimde artırılması değerlendirilebilir. Bununla birlikte ziynetlerin türü ve sayısı davacı tarafından bilinebilecek nitelikte olduğundan, her dosyanın doğrudan belirsiz alacak davası olarak açılabileceği düşünülmemelidir.

Ziynet Alacağı Nasıl İspatlanır?

Ziynet talebinde bulunan kişi öncelikle takıların varlığını, miktarını ve kendisine ait olduğunu ispatlamalıdır. Bunun yanında ziynetlerin karşı tarafta kaldığı, elinden alındığı veya diğer eş tarafından bozdurulduğu da gösterilmelidir. Yalnızca düğünde takı takıldığının ispatlanması, bu takıların daha sonra davalı eşte kaldığını her durumda göstermeyebilir.

Hayatın olağan akışına göre kişisel ziynetlerin sahibinin üzerinde veya korumasında bulunması beklendiğinden, aksini ileri süren taraf iddiasını ispatlamak durumunda kalabilir. Ancak evden şiddet nedeniyle apar topar ayrılma, hastaneye veya sığınma evine gitme, takıların ortak kasada tutulması ya da diğer eş tarafından teslim alınması gibi olaylar ispat değerlendirmesini değiştirebilir.

Ziynet alacağının ispatında kullanılabilecek deliller şunlardır:

  • Düğün, nişan ve kına videoları
  • Düğün fotoğrafları
  • Takı merasimine ilişkin profesyonel çekimler
  • Takı listeleri ve düğün salonu kayıtları
  • Takıları gören veya teslim sürecini bilen tanıklar
  • Kuyumcu faturaları ve sertifikalar
  • Banka ve kredi kartı kayıtları
  • Altınların bozdurulmasına ilişkin kuyumcu kayıtları
  • Kasa kiralama ve banka hesap hareketleri
  • WhatsApp mesajları ve e-postalar
  • Tarafların mahkeme veya kolluk ifadeleri
  • Ceza ve uzaklaştırma dosyaları
  • Bilirkişi incelemesi
  • Davalının açık veya örtülü ikrarı

Tanığın yalnızca “düğünde çok fazla altın takıldı” demesi yeterli görülmeyebilir. Tanığın hangi takıları gördüğünü, takıların düğünden sonra kime teslim edildiğini veya diğer eş tarafından hangi amaçla alındığını somut biçimde açıklayabilmesi önemlidir.

Fotoğraf ve Düğün Videosu Delil Olarak Kullanılabilir mi?

Düğün videosu ve fotoğrafları ziynet alacağı davalarının en önemli delilleri arasındadır. Görüntüler üzerinden takıların kime takıldığı, yaklaşık sayısı ve niteliği belirlenebilir. Takı merasiminin kesintisiz kaydı, yalnızca seçilmiş birkaç fotoğrafa göre daha kapsamlı bir inceleme yapılmasını sağlar.

Mahkeme görüntüleri kuyumcu bilirkişiye göndererek takıların türünü, ayarını, sayısını ve tahmini gramını belirletebilir. Ancak görüntü kalitesinin düşük olması, bazı takıların üst üste binmesi veya takı merasiminin tamamının kaydedilmemesi hâlinde bilirkişi kesin sonuca ulaşamayabilir. Bu durumda görüntüler tanık, fatura ve diğer kayıtlarla birlikte değerlendirilir.

Görüntüler mahkemeye sunulurken:

  • Orijinal video dosyası korunmalıdır.
  • Görüntünün tamamı sunulmalı, yalnızca kısa kesitlerle yetinilmemelidir.
  • Video CD, DVD, USB bellek veya UYAP’a uygun dijital ortamla verilebilir.
  • Fotoğrafların çekim tarihi ve kaynağı açıklanmalıdır.
  • Takı merasimindeki kişileri tanıyan tanıklar bildirilmelidir.
  • Profesyonel çekim yapan firma biliniyorsa kayıtların getirtilmesi istenebilir.
  • Görüntüler üzerinde değişiklik yapılmamalıdır.
  • Her görüntünün hangi iddiayı ispatladığı dilekçede belirtilmelidir.

Sosyal medyadaki düğün görüntüleri de hukuka uygun şekilde temin edilmişse delil olarak sunulabilir. Paylaşımın daha sonra silinme ihtimaline karşı bağlantı adresi, paylaşım tarihi ve hesabın adı kaydedilmeli; gerekli durumlarda noter tespiti veya uzman incelemesi değerlendirilmelidir.

Ziynet Eşyalarının Aynen İadesi veya Bedeli Nasıl Talep Edilir?

Ziynet eşyaları hâlen mevcutsa öncelikle aynen iadesi istenebilir. Talep edilen eşyaların hükümde tek tek gösterilebilmesi için tür, sayı, ayar ve ağırlık bilgilerinin mümkün olduğunca ayrıntılı verilmesi gerekir. “Düğünde takılan bütün altınların iadesi” şeklindeki belirsiz bir talep, kararın kurulması ve icrası bakımından sorun yaratabilir.

Takıların satıldığı, bozdurulduğu veya başka şekilde elden çıkarıldığı anlaşılırsa aynen iade mümkün olmaz ve parasal bedelin tahsiline karar verilebilir. Uygulamada talep çoğunlukla “aynen iade, bunun mümkün olmaması hâlinde bedelinin tahsili” şeklinde kademeli olarak kurulur. Ziynetlerin değeri kuyumcu bilirkişi tarafından cins, ayar, ağırlık ve esas alınan tarihteki piyasa fiyatı üzerinden hesaplanır.

Örnek talep biçimi şöyledir:

Dava konusu 10 adet 22 ayar, her biri yaklaşık 20 gram bilezik ile 1 adet 22 ayar gerdanlık setinin davalıdan alınarak aynen davacıya verilmesine; aynen iadenin mümkün olmaması hâlinde bilirkişi tarafından belirlenecek bedelinin yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesi talep olunur.

Bedel talebinde faiz başlangıcı dosyanın özelliğine göre değişebilir. Davalı dava öncesinde ihtarnameyle temerrüde düşürülmüşse faiz ihtar tarihinden; böyle bir durum yoksa genellikle dava tarihinden istenebilir. Islah veya talep artırımıyla yükseltilen bölüm bakımından faizin hangi tarihten işleyeceği ayrıca değerlendirilir.

Ziynet Alacağında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Ziynet alacağı, aile hukukundan kaynaklandığı için görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde dava, aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde görülür. Talebin boşanma davasıyla birlikte ileri sürülmesi hâlinde ziynet talebini de boşanma dosyasına bakan aile mahkemesi inceler.

Ziynet alacağı ayrı bir dava olarak açılacaksa yetki bakımından kural olarak davalının yerleşim yeri mahkemesi esas alınır. Boşanma davasıyla birlikte açılan taleplerde ise Türk Medeni Kanunu’nun boşanma davalarına ilişkin yetki kuralı uygulanabilir. Buna göre eşlerden birinin yerleşim yeri veya eşlerin davadan önce son defa en az altı ay birlikte oturdukları yer mahkemesi yetkilidir.

Davanın açılma biçimi Görevli ve yetkili mahkeme
Boşanmayla birlikte ziynet talebi Boşanma davasına bakmaya yetkili aile mahkemesi
Boşanmadan ayrı ziynet davası Kural olarak davalının yerleşim yerindeki aile mahkemesi
Aile mahkemesi bulunmayan yer Aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesi
Davalının yerleşim yeri bilinmiyorsa Usul hükümlerine göre son yerleşim yeri ve adres araştırması değerlendirilir

Yanlış görevli mahkemede dava açılması dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine, yetki itirazı ise yargılamanın başka yerde sürdürülmesine neden olabilir. Bu durum yargılamayı uzatabileceğinden dava açılmadan önce boşanma dosyasının bulunduğu yer ve tarafların güncel adresleri incelenmelidir.

Ziynet Alacağı Davasında Harç ve Zamanaşımı

Ziynet alacağı para ile ölçülebilen bir talep olduğundan nispi harca tabidir. Boşanma davası maktu harçla açılmış olsa bile dilekçede ayrıca ziynet talep ediliyorsa ziynetlerin bildirilen değeri üzerinden nispi harç yatırılması gerekir. Eksik harç bulunması hâlinde mahkeme eksikliğin tamamlanması için süre verebilir.

Mevcut ziynetlerin aynen iadesine dayanan mülkiyet talebi kural olarak zamanaşımına tabi değildir. Ziynetlerin elden çıkarılması nedeniyle bedel isteniyorsa genel olarak on yıllık zamanaşımı uygulanır. Türk Borçlar Kanunu uyarınca eşlerin birbirlerinden olan alacaklarında zamanaşımı evlilik devam ettiği sürece işlemeyeceğinden, bedel talebinde süre çoğunlukla boşanma kararının kesinleşmesiyle işlemeye başlar.

Harca esas dava değeri belirlenirken:

  • Her ziynet eşyasının türü ve sayısı tespit edilir.
  • Mümkünse ayar ve gram bilgisi belirtilir.
  • Dava tarihindeki yaklaşık piyasa değeri hesaplanır.
  • Toplam değer dava dilekçesinde gösterilir.
  • Başvuru harcı ile nispi peşin harç yatırılır.
  • Bilirkişi incelemesinden sonra talep artırılırsa ek harç tamamlanır.

Zamanaşımı ile hak düşürücü süre aynı değildir. Zamanaşımı davalı tarafından süresinde ileri sürülmesi gereken bir savunmadır. Buna karşılık eşyanın mevcut olduğu ve mülkiyet hakkına dayanılarak aynen istendiği dosyalarda zamanaşımı değerlendirmesi bedel talebinden farklı yapılır.

Ziynet Alacağı Davası Ne Kadar Sürer?

Ziynet alacağı davasının süresi mahkemenin iş yüküne, tanık sayısına, düğün kayıtlarının incelenmesine ve bilirkişi raporuna göre değişir. İlk derece yargılaması uygulamada yaklaşık bir ila iki yıl sürebilir. Delillerin başka şehirlerden getirtilmesi, video kayıtlarının ayrıntılı incelenmesi veya birden fazla bilirkişi raporu alınması hâlinde süre uzayabilir.

Karara karşı istinaf ve şartları varsa temyiz yoluna başvurulması kesinleşmeyi geciktirir. Ziynet talebi boşanma davasıyla birlikte görülüyorsa tarafların diğer boşanma talepleri ve kusur incelemesi de süreci etkileyebilir. Mahkemenin ziynet talebini boşanma davasından ayırması hâlinde iki yargılama farklı tarihlerde sonuçlanabilir.

Süreci etkileyen durum Muhtemel etkisi
Kesintisiz ve kaliteli düğün videosu Tespiti kolaylaştırabilir
Takıların tür ve miktarının açıkça belirtilmesi Bilirkişi incelemesini hızlandırabilir
Çok sayıda tanık dinlenmesi Yargılamayı uzatabilir
Video ve fotoğrafların eksik olması Ek delil ve tanık ihtiyacı doğurabilir
Kuyumcu bilirkişi raporuna itiraz Ek veya yeni rapor alınmasına neden olabilir
Davalının yurt dışında olması Tebligat süresini uzatabilir
İstinaf ve temyiz başvurusu Kararın kesinleşmesini geciktirir

Ziynet alacağı davasının boşanma davasından önce sonuçlanması zorunlu değildir. Talebin dayanağı ve tarafların evli olup olmadığı konusunda beklenmesi gereken başka bir uyuşmazlık bulunursa mahkeme ilgili dosyayı bekletici mesele yapabilir.

Ziynet Alacağı Talebi Hangi Durumlarda Reddedilir?

Ziynetlerin varlığı, miktarı veya davacıya ait olduğu ispatlanamazsa talep reddedilebilir. Düğün görüntülerinde görülmeyen, tanıklar tarafından doğrulanmayan veya türü ile sayısı belirlenemeyen takılar hakkında yalnızca soyut beyana dayanılarak kabul kararı verilmesi mümkün olmayabilir.

Takıların davacıda kaldığının, karşı tarafa bir daha geri alınmamak üzere verildiğinin veya davacının açık rızasıyla ortak giderlere karşılıksız biçimde harcandığının ispatlanması da ret sonucuna yol açabilir. Buna karşılık ziynetlerin ev, araç veya düğün borçları için kullanılması tek başına iade yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz; takı sahibinin bunları geri istememek üzere verdiğinin ortaya konulması gerekir.

Ziynet talebinin reddine neden olabilecek başlıca durumlar şunlardır:

  • Takıların tür ve miktarının belirlenememesi
  • Düğünde takıldığı iddia edilen ziynetlerin ispatlanamaması
  • Talep edilen takıların davacıya ait olmaması
  • Takıların hâlen davacının elinde bulunması
  • Davalının ziynetleri teslim almadığının anlaşılması
  • Ziynetlerin davalı dışındaki bir kişide kaldığının belirlenmesi
  • Eşyaların bağış değil, geçici kullanım için verildiğinin ispatlanması
  • Takıların geri istenmemek üzere davalıya verildiğinin kanıtlanması
  • Bedel talebinde zamanaşımı definin haklı bulunması
  • Hukuka aykırı deliller dışında yeterli ispat bulunmaması
  • Dava değerine ilişkin harç eksikliğinin verilen sürede tamamlanmaması

Ziynet alacağı dosyalarında düğün görüntüsünün bulunması tek başına yeterli olmadığı gibi görüntü bulunmaması da davanın mutlaka kaybedileceği anlamına gelmez. Tanıkların doğrudan bilgisi, taraf yazışmaları, kuyumcu kayıtları ve evden ayrılma koşulları birlikte değerlendirilerek sonuca ulaşılır.

Paylaş:

İstanbul Avukat
Avukat

Birsen ÖZNUR