Alacağın Temliki Nedir?

alacağın temliki nedir

Alacağın temliki, bir borç ilişkisindeki alacaklı tarafın değişmesini sağlayan hukuki işlemdir. Güncel mevzuatta “alacağın devri” olarak adlandırılan bu işlem sayesinde alacak hakkı, borçlunun kural olarak rızası alınmadan başka bir kişiye geçirilebilir. Ancak kanundan, sözleşmeden veya alacağın niteliğinden kaynaklanan bir devir engelinin bulunmaması gerekir.

Alacak devri; ticari alacakların finansmanında, şirketler arasındaki borç ilişkilerinde, faktoring işlemlerinde veya borcun teminat altına alınmasında kullanılabilir. Devrin geçerli olabilmesi için yazılı bir sözleşme hazırlanması zorunludur. Sözleşmenin içeriğinin açık olmaması, hangi alacağın devredildiği ve devrin kapsamı konusunda uyuşmazlığa neden olabilir.

Alacağın temliki, mevcut alacaklının sahip olduğu alacak hakkını bir sözleşmeyle üçüncü kişiye devretmesidir. Alacağı devreden kişiye “devreden”, alacağı kazanan kişiye ise “devralan” denir. Devir tamamlandığında borç ilişkisi ortadan kalkmaz; yalnızca borcun ödenmesini talep edebilecek alacaklı değişir.

Örneğin bir şirketin müşterisinden 500.000 TL alacağı bulunuyorsa şirket bu alacağını başka bir gerçek veya tüzel kişiye devredebilir. Borçlu, devirden sonra borcunu şartları oluştuğunda yeni alacaklıya ödemekle yükümlü olur. Devir bedel karşılığında yapılabileceği gibi karşılıksız olarak da gerçekleştirilebilir.

Alacak Devri Sözleşmesi Nasıl Yapılır?

Alacak devri, mevcut alacaklı ile alacağı devralacak kişi arasında yazılı sözleşme yapılmasıyla gerçekleştirilir. Borçlu bu sözleşmenin tarafı değildir ve kural olarak borçlunun imzasına ihtiyaç bulunmaz. Sözleşmede devredilen alacağın hangi hukuki ilişkiden doğduğu ve kapsamının ne olduğu tereddüde yer bırakmayacak biçimde açıklanmalıdır.

Sözleşmenin noter tarafından düzenlenmesi veya onaylanması genel olarak zorunlu değildir. Bununla birlikte yüksek tutarlı, teminatlı veya birden fazla alacağı kapsayan devirlerde noter işlemi ve imza doğrulaması ispat kolaylığı sağlayabilir. Alacağın devrine ilişkin temel hükümler 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 183 ila 194. maddeleri arasında düzenlenmiş olup sözleşme hazırlanırken bu hükümlerin birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Alacak Devri Sözleşmesinde Neler Bulunmalıdır?

Sözleşmede tarafların kimlik ve adres bilgilerinin yanında devredilen alacağın kaynağı, miktarı, para birimi ve vade tarihi bulunmalıdır. Alacağın bir fatura, satış sözleşmesi, hizmet sözleşmesi, kira ilişkisi veya mahkeme kararından doğması hâlinde ilgili belgelerin tarih ve numaraları da belirtilmelidir.

Alacak devri sözleşmesinde bulunması gereken başlıca bilgiler şunlardır:

  • Devreden ve devralanın kimlik veya ticaret unvanı bilgileri,
  • Tarafların adresleri ve iletişim bilgileri,
  • Borçlunun adı veya ticaret unvanı,
  • Alacağın doğduğu hukuki ilişki,
  • Devredilen alacağın miktarı ve vadesi,
  • Devrin kısmi mi yoksa tamamen mi yapıldığı,
  • İşlemiş ve işleyecek faizlerin durumu,
  • Alacağa bağlı teminatların kapsamı,
  • Devir karşılığında ödenecek bedel,
  • Borçluya bildirimin kim tarafından yapılacağı,
  • Belgelerin teslim tarihi ve yöntemi,
  • Tarafların imzaları.

Alacak henüz doğmamışsa gelecekte doğacak alacağın kaynağı ve kapsamı belirlenebilir şekilde gösterilmelidir. “Devredenin bütün alacakları” gibi sınırları belirsiz ifadeler, sözleşmenin kapsamı konusunda ciddi uyuşmazlıklara yol açabilir. Bu nedenle alacağın borçlusu, kaynağı, dönemi ve mümkünse üst sınırı sözleşmede açıkça yazılmalıdır.

Alacağın Devrinin Geçerlilik Şartları Nelerdir?

Türk Borçlar Kanunu’nun 184. maddesine göre alacağın devri yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz. Yazılı şekil burada yalnızca ispat aracı değil, geçerlilik şartıdır. Tarafların sözlü olarak anlaşması veya devre ilişkin ödeme yapılması, yazılı devir sözleşmesinin eksikliğini kendiliğinden gidermez.

Devir konusu alacağın mevcut veya en azından belirlenebilir olması gerekir. Devreden kişinin alacak üzerinde tasarruf yetkisine sahip bulunması ve devrin kanuna, ahlaka, kamu düzenine veya kişilik haklarına aykırı olmaması da aranır. Alacak üzerinde haciz, rehin veya daha önce yapılmış başka bir devir bulunması hâlinde devralanın hukuki durumu ayrıca incelenmelidir.

Geçerli bir alacak devrinde genel olarak şu koşullar aranır:

  • Devredilebilir bir alacağın bulunması,
  • Devredenin alacak üzerinde tasarruf yetkisine sahip olması,
  • Devreden ile devralanın anlaşması,
  • Devir işleminin yazılı yapılması,
  • Devredilen alacağın belirli veya belirlenebilir olması,
  • Kanuni veya sözleşmesel bir devir yasağının bulunmaması.

Alacak devri sözleşmesinde borçlunun imzası geçerlilik şartı değildir. Buna karşılık alacakla birlikte bir taşınmaz rehni veya sicile bağlı başka bir güvence bulunuyorsa ilgili sicilde ayrıca işlem yapılması gerekebilir. Devrin hukuki ve fiilî sonuçlarını tam olarak doğurabilmesi için alacağa bağlı belgelerin ve teminat kayıtlarının da kontrol edilmesi önemlidir.

Hangi Alacaklar Devredilemez?

Kural olarak para alacakları ile sözleşme, haksız fiil veya sebepsiz zenginleşmeden doğan alacaklar devredilebilir. Muaccel olmayan veya şarta bağlı bir alacağın da yeterince belirlenebilir olması şartıyla devredilmesi mümkündür. Bununla birlikte kanunun yasakladığı, tarafların devredilemeyeceğini kararlaştırdığı veya niteliği gereği alacaklıya sıkı şekilde bağlı bulunan alacaklar devredilemez.

Özellikle kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan doğan talepler ile kanunda devri açıkça sınırlandırılan alacaklar devir konusu yapılamaz. İşçinin gelecekte doğacak ücret alacakları da kanunda belirtilen istisnalar dışında devredilemez. Borç ilişkisindeki asıl sözleşmede temlik yasağı bulunması hâlinde ise bu yasak, alacak devri yapılmadan önce ayrıca incelenmelidir.

Alacağın devredilemediği durumlar üç temel grupta toplanabilir:

Devir engeli Açıklama
Kanundan doğan yasak Mevzuat belirli bir alacağın devredilmesini açıkça yasaklayabilir.
Sözleşmeden doğan yasak Borçlu ile alacaklı, alacağın üçüncü kişiye devredilemeyeceğini kararlaştırabilir.
İşin niteliğinden doğan yasak Alacak, alacaklının kişiliğine sıkı şekilde bağlıysa devir mümkün olmayabilir.

Sözleşmede temlik yasağı bulunması her durumda üçüncü kişiye karşı ileri sürülemeyebilir. Borçlu, devir yasağını içermeyen yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı devralan iyiniyetli üçüncü kişiye karşı bu yasağı savunma olarak kullanamayabilir. Bu nedenle devralanın yalnızca devir sözleşmesini değil, alacağın kaynağını oluşturan asıl sözleşmeyi de incelemesi gerekir.

Alacağın Devri Borçlunun Onayına Bağlı mıdır?

Alacağın devri kural olarak borçlunun onayına bağlı değildir. Devreden ile devralanın geçerli bir yazılı sözleşme yapması, alacaklı tarafın değişmesi için yeterlidir. Borçlunun devre itiraz etmesi de kanuni veya sözleşmesel bir engel bulunmadıkça işlemi geçersiz hâle getirmez.

Borçluya bildirim yapılması ise devrin geçerlilik şartı olmamakla birlikte ödemenin doğru kişiye yapılması bakımından önemlidir. Borçlu devirden haberdar edilmemişse ve iyiniyetle eski alacaklıya ödeme yaparsa borcundan kurtulabilir. Bu nedenle devir işlemi tamamlandıktan sonra borçluya yazılı bildirim yapılması ve ödeme hesabının açıkça gösterilmesi gerekir.

Bildirimde şu bilgilere yer verilmesi yararlı olacaktır:

  • Alacağın hangi sözleşme veya işlemden doğduğu,
  • Devreden ve devralanın bilgileri,
  • Devir tarihi,
  • Devredilen alacak tutarı,
  • Ödemenin yapılacağı yeni banka hesabı,
  • Devri doğrulayan sözleşme veya belge bilgileri.

Borçlu, bildirimin doğruluğundan şüphe duyuyorsa devir belgesinin sunulmasını isteyebilir. Alacağın kime ait olduğu çekişmeli hâle gelmişse borçlu, aynı borcu iki kez ödeme riskiyle karşılaşmamak için kanunda öngörülen tevdi imkânından yararlanabilir. Ödemenin yalnızca doğrulanmış belgeler ve açık talimatlar doğrultusunda yapılması bu nedenle önem taşır.

Alacağın Devrinin Hukuki Sonuçları Nelerdir?

Geçerli bir devir işlemiyle birlikte devralan, alacağın yeni sahibi olur ve borçludan ödeme talep etme yetkisini kazanır. Devredenin kişiliğine özgü olmayan öncelik hakları ve alacağa bağlı yan haklar da kural olarak devralana geçer. Taraflar aksini kararlaştırmamışsa asıl alacakla birlikte işlemiş faizlerin de devredildiği kabul edilir.

Devreden, alacağın ispatına yarayan belgeleri ve alacağın tahsili için gerekli bilgileri devralana teslim etmekle yükümlüdür. Alacak ivaz karşılığında devredilmişse devreden, devir sırasında alacağın varlığından kural olarak sorumludur. Buna karşılık borçlunun ödeme gücünden ancak ayrıca üstlenmişse veya kanunda farklı bir durum düzenlenmişse sorumlu tutulabilir.

Borçlu, alacağın devredildiğini öğrendiği sırada eski alacaklıya karşı sahip olduğu savunmaları yeni alacaklıya karşı da ileri sürebilir. Borcun daha önce ödenmiş olması, alacağın zamanaşımına uğraması, sözleşmenin geçersizliği veya karşı edimin yerine getirilmemesi gibi savunmalar devir nedeniyle ortadan kalkmaz.

Devir işlemi borçlunun durumunu ağırlaştırmak amacıyla kullanılamaz. Borçlu belirli şartlar altında takas hakkını da devralana karşı kullanabilir. Bu nedenle devralanın yalnızca alacağın tutarını değil, borçlunun itirazlarını, ödeme kayıtlarını, karşı alacaklarını ve asıl sözleşmenin eksiksiz yerine getirilip getirilmediğini araştırması gerekir.

Alacağın Temliki ile Borcun Devri Arasındaki Fark Nedir?

Alacağın temlikinde borç ilişkisinin alacaklı tarafı değişir. Borçlu aynı kişi olarak kalırken alacağı talep etme hakkı devralana geçer. Bu nedenle alacağın devrinde borçlunun rızası kural olarak aranmaz. Borçluya yapılan bildirim, işlemin geçerliliğinden çok borcun kime ödeneceğinin belirlenmesi bakımından önemlidir.

Borcun devrinde ise borçlu taraf değişir ve mevcut borç başka bir kişi tarafından üstlenilir. Alacaklının ödeme gücü ve güvenilirlik bakımından borçlunun kimliğinde menfaati bulunduğundan, borcun dış üstlenilmesi alacaklının kabulünü gerektirir. İki işlem arasındaki temel farklar şöyledir:

Alacağın temliki Borcun devri
Alacaklı değişir. Borçlu değişir.
Borçlunun onayı kural olarak aranmaz. Alacaklının kabulü gerekir.
Yazılı şekil geçerlilik şartıdır. İşlemin yapısına göre farklı kurallar uygulanır.
Talep hakkı devralana geçer. Borcu ödeme yükümlülüğü yeni borçluya geçer.
Borç ilişkisinin pasif tarafı aynı kalır. Borç ilişkisinin aktif tarafı aynı kalır.

Alacağın devri yalnızca belirli bir alacak hakkını yeni alacaklıya geçirirken sözleşmenin devri, sözleşmeden doğan hak ve borçların tamamında taraf değişikliği meydana getirir. Bu nedenle tarafların amacı yalnızca bir alacağı devretmek değil, sözleşmedeki bütün konumu başka bir kişiye geçirmekse alacağın temliki yerine sözleşmenin devrine ilişkin hükümler değerlendirilmelidir.

Paylaş:

İstanbul Avukat
Avukat

Birsen ÖZNUR